Hide/Show Apps

Kocaeli’de evlerde, ofislerde ve okullarda iç ortam hava kalitesinin belirlenmesi

Download
2008
Pekey, Hakan
Tuncel, Süleyman Gürdal
Pekey, Beyhan
Kuntasal, Öznur Oğuz
Zararsız, Abdullah
Efe, Nurettin
Arslanbaş, Demet
Bozkurt, Zehra
Doğan, Güray
Civan, Mihriban
Genç, Deniz
Karademir, Aykan
Çetin, Şenay
Bu çalışmada, Kocaeli’de farklı bölgelerde ve farklı mikroçevrelerde (ev, okul, ofis), iç ve dış ortamda yapılan örneklemeler ile aktif ve pasif örnekleme ve ölçüm teknikleri kullanılarak 2 farklı partikül fraksiyonunda (PM2.5 ve PM10) 16 ağır metal (Al, As, Ca, Cr, Cu, Fe, K, Mg, Mn, Ni, Pb, S, Si, Ti, V ve Zn), uçucu organik bileşikler (UOB’ler), SO2, NO2 ve O3 konsantrasyonları belirlenmiştir. Ayrıca, iç ortamda ölçülen konsantrasyonlarla maruziyet arasındaki ilişkiyi kurabilmek için, kişisel örnekleyiciler kullanılarak kişisel maruziyet düzeyleri de belirlenmiştir. NO2 için İç Ortam/Dış Ortam konsantrasyon oranlarının evlerde her 2 mevsimde de okullar ve ofislere nazaran yüksek bulunması evlerin iç ortamlarında NO2 kirletici kaynaklarının ofis ve okullara oranla daha baskın olduğu göstermektedir. İç Ortam/Dış Ortam oranlarının 1’in çok altında bulunması O3 ve SO2’in dış ortam kaynaklı bir kirletici olduğunu ve iç ortamlarda önemli bir kaynağının bulunmadığını göstermektedir. PM2.5 fraksiyonundaki toprak kaynaklı elementlerin iç ve dış ortam konsantrasyonlarının yüksek düzeylerde bulunması bu elementlerin iç ortamlara taşınımının yüksek olduğunu göstermektedir. PM2.5 kişisel maruziyet düzeylerinin As, S, V, Cu ve Cr gibi yanma kaynaklı elementler için iç ortam maruziyet düzeylerinden 2–6 kat daha yüksek olması ve bazı mevsimsel farklılıklar bulunmasına rağmen İç Ortam/Dış Ortam oranlarının genellikle 0.3–0.7 aralığında bulunması gözlenen yüksek kişisel maruziyet düzeylerinde dış ortamların etkisini göstermektedir. PM10 partikül fraksiyonunda belirlenen ağır metallerin büyük bir bölümü için İç Ortam/Dış Ortam oranlarının 1’den küçük bulunması dış ortam kirletici kaynaklarının iç ortam kirletici kaynaklarına daha baskın olduğunu göstermektedir. En yüksek UOB kirlilik düzeylerine örneklenen kişilerde rastlanırken bunu iç ortam ve dış ortam UOB kirlilik düzeyleri takip etmiştir. Her 2 mevsimde de toluen ev, ofis ve okullardaki UOB kirlilik düzeylerine en çok katkıda bulunan bileşik olurken onu etilbenzen, m,p-ksilen, stiren, nonan, hegzan, benzen, o-ksilen ve heptan bileşikleri takip etmektedir. Kentsel alanlarda elde edilen toplam UOB konsantrasyonlarının endüstriyel alanlarda elde edilen değerlerle uyum içinde bulunmuştur. Trafiğin belirteci olan bileşikler (BTEX, 1,2,4-trimetilbenzen) kentsel alanlarda yüksek bulunurken petrokimyanın belirteci olan hexane ve heptane bileşikleri endüstrinin yoğun olduğu alanlarda yüksek bulunmuştur. Ayrıca kentsel ve endüstriyel alanlarda elde edilen UOB konsantrasyonlarının sanayii ve trafikten uzak alanlarda elde edilen konsantrasyonlardan yüksek olması trafik ve sanayiinin tesbit edilen UOBlere olan katkısının ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. İç ortam, dış ortam ve kişisel maruziyet kirlilik düzeylerine etki ederek hava kalitesine olumsuz yönde katkıda bulunan kirletici kaynakların belirlenmesi amacıyla Pozitif Matris Faktörizasyonu (PMF) reseptör modelleme tekniği kullanılmıştır. PMF modellemesi, korelasyon analizi, iç ortam/dış ortam oranları, mikroçevre karakteristikleri, anketler ve zaman aktivite çizelgeleri incelenen kirleticilerin en önemli emisyon kaynaklarının endüstri, trafik ve sigara kullanımı olduğunu göstermektedir. İç ortam, dış ortam ve kişisel maruziyet düzeylerinin dünyanın diğer bölgelerinde yapılan çalışmalarda raporlanan düzeyler ile kıyaslanabilir olduğu bulunmuştur. Kişisel maruziyet konsantrasyonları kullanılarak çalışmada incelenen inorganik ve organik kirleticilerden kaynaklanan sağlık riski değerlendirmesi yapılmıştır. Ev, ofis ve okullarda örneklenen kişiler için hesaplanan “Toplam Kanser Riski” ve “Toplam Tehlike İndeksi” değerleri hem ortalama konsantrasyonlar hem de en kötü senaryo göz önüne alınarak incelendiğinde en yüksek risk altında bulunan kişilerin ev hanımları olduğu bunları öğretmenler ve ofis çalışanlarının takip ettiği söylenebilir. Değerlendirme kentsel, endüstriyel, endüstri ve trafikten uzak alanlar için yapıldığında her 3 alanda da yaşayan kişilerin birbirine yakın ve yüksek kanser riski taşıdıkları söylenebilir. Aynı değerlendirme sigara kullanan ve kullanmayan kişiler için yapıldığında sigara kullanan kişilerin kullanmayanlara nazaran yaklaşık %50 daha fazla kanser riski taşıdıkları gözlenmiştir.