Hide/Show Apps

İşsizlik Ve İş Güvenliği Eksikliğinin Psiko-Sosyal Etkileri

2010-12-31
Sümer, Nebi
İşsizlik toplumlarda çeşitli görünümler alan çok boyutlu ve karmaşık bir konudur. Hem ülkemizde hem de dünyanın farklı coğrafyalarında giderek daha da önemli bir sorun haline gelen işsizlik, toplumsal ve bireysel düzlemlerdeki diğer birçok sorununun da kökenlerinden biridir. İşsizliğin göç ve yoksulluk gibi diğer toplumsal problemlere kaynaklık etmesi ve aynı zamanda çeşitli fiziksel ve psikolojik sorunlarla beraber görülmesi işsizliğin salt ekonomik değil aynı zamanda bir insanlık sorunu olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla işsizlik, ekonomik olduğu kadar psikolojik tezahürleri olan bir süreçtir. DİE Hanehalkı İşgücü Anketlerinde (http: // www.tuik.gov.tr), 2009 Aralık dönemi sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsizlik oranının %13.5 oranına ulaştığı, yani 3 milyon 361 bin kişinin işsiz olduğu görülmektedir. İşsizlerin % 72.6'sı erkek, % 59.9'u lise altı eğitimli olup, % 26.6'sı bir yıl ve daha uzun süredir iş aramaktadır. Bu rakamlar, söz konusu olgunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın temel amacı, işsizlik sorununun psikolojik arka planının tahlil edilerek, kişi ve kişiler arası düzeydeki dinamiklerinin anlaşılmasıdır. Bu bağlamda, işsiz olanların karşılaştığı psikolojik ve fiziksel sorunların neler olduğunun, işsizlik deneyiminin evlilik doyumu ve çatışması gibi kişiler arası ilişkilere nasıl yansıdığının ve işsizliğe yönelik algıların çeşitli psikolojik değişkenlerle ilişkisinin araştırılması hedeflenmektedir. Ayrıca, işsizliğin yaygın olduğu ve krizle beraber artış gösterdiği ülkemizde, çalışanlar da işsizlik korkusu ya da psikolojideki kullanımıyla iş güvencesi eksikliği yaşamaktadır. Dolayısıyla, bu araştırmanın diğer bir amacı da çalışanlarda iş güvencesi eksikliğine yönelik algıların kişisel, kişilerarası ve kurumsal boyutlardaki psikolojik etkilerinin öğrenilmesidir. Bu çalışma, Türkiye'de işsizliğin ve iş güvencesi eksiliğinin psikolojik etkilerini çok boyutlu ve bütüncül bir perspektiften anlamaya yönelik bir ilk çalışma olma niteliğini taşıyacaktır.