Sovyet dış politikasında ilk yıllar ve devrimci diplomasi

2017-11-29
Somel, Gözde
Ekim Devrimi’nin ardından geçen birkaç yıl boyunca Rusya’da Sovyet iktidarının tutunup tutunamayacağı belirsizdi. Karşı devrimin emperyalist güçler tarafından desteklendiği iç savaş yıllarında Sovyet dış politikasının temel çizgileri belirginleşirken Sovyet diplomasi aygıtı da oluşum aşamasındaydı. Sovyet diplomasisi, Avrupa’daki kriz yeni devrimlerle taçlanana kadar Sovyet iktidarını ayakta tutacak dış destek ve mali kaynak yaratma görevini üstlenmişti. 1921’e gelindiğinde Yeni Ekonomi Politikasının (NEP) ilanına koşut olarak Sovyet diplomasisi Sovyetlere nefes aldıracak bir zamanı kazanmak adına formüle edilen “barış içinde bir arada yaşam” politikası uyarınca kurumsallaşıyordu. Bu kurumsallaşma biçimsel olarak “devrimci” bir tarzdan “geleneksel” bir tarza geçişi de beraberinde getirdi. Sunumda yukarıda sözü edilen tarihsel kesit bağlamında Sovyet dış politikasının ve diplomasisinin niteliği ele alınacaktır. Sovyetler Birliği’ne ilişkin Soğuk Savaş yıllarında batıda üretilen tezlerin önemli bir boyutu bu nitelikle ilgiliydi. 20. yüzyıl ürünü olan faşist ideolojiler ve devletlerle “Sovyet komünizmini” birlikte totalitarizm kavramıyla açıklayanlar Sovyet devletinin benzersizliğini, dış politikasının ise bütün dünyayı istila ederek komünizmi yayma gizli ajandasından ibaret olduğunu savunuyorlardı. Uluslararası ilişkiler disiplininin “realist” kanadı ise Sovyet devletinin de tüm diğer devletler gibi dünya üzerinde güç ve nüfuz arayışında bir devlet olduğu, bu anlamıyla dış politikasının Çarlık dönemiyle büyük oranda süreklilik gösterdiği kanısındaydı. İlki Marksist-Leninist doktrini bir grup sapkın politikacının uygulamaya koyduğu tehlikeli fikirler olarak görürken ikincisi bunu yalnızca standart devlet uygulamalarının ideolojik kılıfı olarak değerlendirme eğilimindeydi. Sovyet devletini üzerinde yükseldiği sosyoekonomik yapı, bu devletin sınıfsal niteliği ve bu anlamda kapitalizm ve sosyalizm arasındaki rekabetin sınıf mücadeleleri bakımından anlamı üzerine yapılan çalışmalar görece cılız kalmıştı. Bu bakış açısının cılız kalmış olması Sovyet dış politikası ve Sovyet diplomasisi üzerine çözümlemelerin de büyük oranda egemen soğuk savaş tezlerinin belirlenimi altında yapılmasına neden oldu. Sovyet dış politikasının ilk yıllarında Sovyetlerin “barış içinde bir arada yaşam politikası” ile dünya devrimi arayışı arasındaki gerilim, buna mukabil Sovyet Dışişleri Halk Komiserliği (Narkomindel)-Komünist Enternasyonal (Komintern) gerilimleri, Sovyetlerin doğu politikası ve nihayet Sovyet diplomasisinin hareket tarzı sınıfsal bir perspektiften yoksun biçimde tartışıldı. Bu sunumda Sovyet dış politikasının ilk yılları ve bu dönemdeki diplomasi pratiği “devrimci diplomasi” kavramı etrafında ele alınacaktır. Tarihsel ve konjonktürel bir dizi nedenle “geleneksel” ya da “konvansiyonel” yanlar taşısa da, bu politika ve pratiğin ayırt edici sınıfsal özü dönemin belli başlı meseleleri üzerinden incelenecektir.
Citation Formats
G. Somel, “Sovyet dış politikasında ilk yıllar ve devrimci diplomasi,” presented at the 15. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, 29 Kasım - 1 Aralık 2017, Ankara, 2017, Accessed: 00, 2021. [Online]. Available: https://hdl.handle.net/11511/87353.