Hide/Show Apps

Amasya Bimarhanesi’nin tamamlanamayan taçkapısı

2019-12-31
İnan Ocak, Zeynep
Tanyeli, Gülsün
Amasya Bimarhanesi’nin taçkapısının 1950’lerdeki onarımının, Türkiye’deki koruma yaklaşımları bağlamında ayrı bir önemi vardır. Onarımda taçkapının eksik kısmı tamamıyla bütünlenmemiştir. Bunun yerine yalnız bir köşesinden duvar kademeli olarak yükseltilmiştir. Onarımın yapıldığı tarihlerde henüz 7044 sayılı yasa yoktur ve Amasya Bimarhanesi’nin sorumluluğu Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde (VGM) de değil; Maarif Vekâleti Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne (EEMGM) aittir (2). Bu tarihlerde müdürlüğün Abideler Şubesi’nde Yüksek Mimar Ali Saim Ülgen görev yapmaktadır. Ülgen tarafından yürütülen bu uygulama, Amasya Bimarhanesi’ne özgü olup; başka bir yapıda gerçekleştirilmemiştir (Resim 1). Başka örneği olmayan bu tamamlama şekli sadece dönemi bağlamında değil, günümüz için de geçerli olan modern bir koruma yorumu taşıdığından kendinden birçok defa bahsettirmiştir. Cevat Erder, 1967 tarihli bir çalışmasının başında Amasya Bimarhanesi’nin fotoğrafını “Ali Saim Ülgen tarafından yapılan ilginç bir restorasyon” notunu yazarak paylaşmıştır (Erder, 1967, 53) (3). Ömür Bakırer 1985 yılında yayımlanan tamamlama tekniği ile ilgili çalışmasında Bimarhane’nin taçkapı onarımına değinmiştir. Bimarhane’deki tamamlamanın “çerçevenin üst kısmında, yatay yönde uzanan bordürlerin basamaklı kesilen düzeni” ile diğer örneklerden farklı olduğunu ve bu tamamlama şeklinin yalnız Amasya Bimarhanesi’nde gerçekleştirildiğini söylemiştir (Bakırer, 1985, 52). Benzer bir değerlendirmeyi Can Hersek de yapmıştır: “tamamlayıcı bir restorasyon yerine yalnızca kapının eski boyutunu hissettirecek ölçüde bir onarım yapılmış olup, yeniden yapılan kısımlarda kenar bordürlerinin süslemeleri de işlenmemiştir” (Hersek, 1993, 321). Ali Saim Ülgen’in kişisel arşivinden elde edilen bazı belgeler, bu müdahaleyle ilgili yeni bilgileri ortaya çıkarmaktadır (4). Belgelerden onarım sürecinde işveren ve yüklenici arasında karşılıklı memnuniyetsizlikler olduğu, onarımda planlanan birçok iş kaleminin yapılamadığı veyahut yarım kaldığı öğrenilmektedir. Ülgen’in keşif için hazırladığı hem hesaplamalar hem de eskizler, taçkapının konu edilen tamamlama şeklinden farklı olarak - diğer örneklerde olduğu gibi - bütünlemek istenildiğini göstermektedir (Resim 2). Hatta Ülgen, taş onarımlarında bezemelerin bile yeniden yapılmasını hedeflemiştir. Ancak yine de onarım süreci tam olarak aydınlatılamamaktadır. Taçkapının bir ucundan yükselen kademeli tamamlama kararı nasıl verilmiştir? Taçkapının tamamlanması için yapıdan gelen veriler yeterli olmadığı için bir deneme olarak mı işe başlanılmıştır? Eğer bir deneme ise hatalı yapıldığı için mi iş durdurulmuştur? Veyahut tamamlama işi doğru yapılıyorken yüklenici ile yaşanan ciddi sorunlardan dolayı mı iş yarım bırakılmıştır? Ya da işler sarpa sarınca, yapılan iş olduğu gibi kabul edilip yıllarca bu şekilde kalmasına izin mi verilmiştir? Doğru soruyu ve cevabını bulmadan önce 20. yüzyılda gerçekleşen bu onarımı daha iyi değerlendirebilmek için yapının mimari özellikleri ve onarım tarihinin bilinmesi gereklidir.