Türkiye’nin diaspora oluşturma stratejisi: liberal özneler yaratmak

2018-10-10
Uluslararası İlişkiler (Uİ) yazını, hükümet-dışı aktörleri (HDA) devletten bağımsız olan ulus-aşırı aktörler olarak tanımlamaktadır. HDA’lar sıklıkla devletlerin çıkarları ile çatışan aktörler olarak görülür. Bu çalışma, bu varsayımı eleştirel bir perspektiften sorgulayarak Türkiye’nin diaspora oluşturma stratejisine odaklanmaktadır. Türk hükümetleri, Batılı ülkelerde yaşayan Türkiyeli göçmen topluluklarla uzun yıllardır ilgilenmektedir. Başlarda resmi politikalar göçün ekonomik boyutunu vurgularken 1980’li yıllardan itibaren siyasal ve güvenlik meseleleri öne çıkmıştır. Son yıllarda ise Türkiye diasporasına ekonomik ve siyasal bakışlar aktif yurttaşlık ve insan haklarını sahiplenmeyi cesaretlendirici politikalarla birlikte ilerlemektedir. Türkiye Dış Politikası (TDP) çalışmaları genel olarak devlet merkezli bir yaklaşımla yapılmaktadır. Uİ’nin küresel eğilimleri çerçevesinde TDP üzerine çalışanlar, devleti merkeze alan aktör yaklaşımlarını benimsemişlerdir. Türkiye’nin diaspora oluşturma stratejisinin incelenmesi hem HDA’lar ile ilgili yazına hem de TDP çalışmalarına farklı bir yaklaşım getirebilir. Çünkü diaspora stratejisi hem bir HDA olarak diasporanın devletten tamamen bağımsız olmadığını göstermekte hem de devlet ile devlet dışı aktörler arasında çizginin silikleşmesine bir örnek teşkil ederek devlet odaklı çalışmaları sorgulamaktadır. Diaspora oluşturulması ile ilgili ülkemizde siyasal elitler düzeyinde farklı eğilimlerden bahsetmek mümkündür. Bir taraftan özellikle 2005 yılından itibaren daha belirgin hale gelen bir diaspora oluşturma fikri ortaya atılmıştır. Ermeni diasporasının soykırım iddiasını kabul ettirmek için yaptığı etkinliklere yanıt olarak ana muhalefet partisinin o zamanki başkanı Deniz Baykal hükümete Türkiyeli göçmen toplulukların diaspora olarak örgütlenmesi için çağrıda bulunmuştur.1 Bu çağrı Ermeni diasporası için önemli bir kitlesel etkinlik tarihi olan ve Türkiye dış politikasında rahatsızlık yaratan 24 Nisan sonrası yapılmıştır ki, bu durum da siyasal elitin diaspora stratejisi ile TDP arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Diğer yandan, o zamanki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da benzer bir çağrı yaparak diaspora kavramının genelde Türkiye’de olumsuz olarak görüldüğünü ancak Türkiye’nin yurtdışında yaşayan vatandaşlarının da diaspora olduğun söyleyerek kavramın içeriğinin değiştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.2 Siyasal elitin Türkiyeli göçmen toplumu harekete geçirme çabasının yanı sıra bir eğilimden daha bahsetmek gerekir. Bu eğilim, ilgili yazında “diasporayı kucaklama” yaklaşımı olarak geçmektedir.3 Bu eğilim TBMM’de bir inceleme komisyonunun kurulması ile görünür hale gelmiştir.4 Devlet yetkilileri ve sivil toplum temsilcileri ile yapılan yoğun görüşmelerden sonra komisyon 156 sayfalık raporunu açıklamıştır. Rapor, hükümete ve devlet kurumlarına yönelik pek çok ayrıntılı öneri yapmıştır. Raporun sonuç kısmında vekillerin yaptığı önerilerde5 öne çıkan hususlardan biri de Türkiyeli göçmenlerinyaşadıkları ülkelerin vatandaşlıklarını edinmeleri ve sorunlarının çözümü için siyasal hayata katılmalarına yapılan vurgudur. Devlet yetkilileri ile yapılan pek çok görüşme sonucunda, sorunların giderilmesi için yapılan önerilerin muhatabının aslında göçmenlerin yaşadıkları ülkeler olduğu fikri öne çıkmaktadır. Bu önerilere bakıldığında raporun liberal bir yaklaşımı olduğunu söylemek de mümkündür. Göçmenlerin sorunlarından bahsedilirken bir hak dili benimsenmiştir. Göçmenlerin AB ülkelerindeki “doğal haklarının” önemine vurgu yapılmaktadır. Türkiye’nin çaba göstermesinin yanı sıra göçmenlerin de haklarına sahip çıkması gerektiği söylenerek diaspora liberal bir özne olarak kurgulanmaktadır. Ayrıca bu faaliyetlerin koordinasyonu için bir devlet kurumu gerektiği ifade edilmektedir. Bu önerilere yanıt veren kurum 5978 sayılı kanunla Nisan 2010’da kurulmuştur. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) görevleri diaspora ile sınırlı değildir ancak temel odaklarından biri diasporadır. Yasanın 8. maddesine göre YTB’nin temel görevlerinden biri Türk vatandaşlarının yaşadıkları ülkedeki toplumsal hayata katılımını sağlamak ve farkındalık çalışmaları yapmaktır. YTB’ye göre diaspora yaşadığı ülkelerdeki yasal haklarından sonuna kadar faydalanmalıdır. Bu şekilde YTB’ye hak savunuculuğu ve koruma benzeri ulus-aşırı görevler verilmiştir. Bu örneklerden de anlaşılabileceği gibi Türkiye dış politikası aktörleri çeşitli yöntemlerle bir ulus-aşırı aktör olarak Türkiye diasporası yaratmaya çalışmaktadırlar. Burada yaklaşım insan hakları odaklı, hakların kullanımını cesaretlendiren bir yaklaşımdır. Bu açıdan devletin hem bir aktör yaratmaya çalıştığı hem de bu aktörün haklarına sahip çıkan liberal bir özne olarak tasavvur edildiğini söylemek mümkündür. Bu iddianın TDP içinde insan haklarının nasıl anlaşıldığı ile de ilgili çıkarımlar yapmaya imkân verdiği söylenebilir.
Citation Formats
Ş. O. Bahçecik, “Türkiye’nin diaspora oluşturma stratejisi: liberal özneler yaratmak,” Ankara, Türkiye, 2018, p. 269, Accessed: 00, 2021. [Online]. Available: http://www.mulkiyeircongress.org/kongre_kitabi.pdf.