Hide/Show Apps

DSİ yönetimindeki içme suyu kaynaklarının klorlu organik yan-ürünleri (THM-Trihalometanlar) oluşturma potansiyelinin belirlenmesi

2005
Dilek, B. Filiz
Dünyada ve Türkiye'de pek çok içmesuyu arıtma tesisinde dezenfektan olarak kullanılan klor, baraj sularındaki doğal organik maddelerle (DOM) reaksiyona girerek "dezenfeksiyon yan ürünleri (DYÜ)" olarak tanımlanan ve kanserojen oldukları bilinen klorlu-organik bileşiklerin oluşumuna yol açmaktadır. Bu bileşiklerden üzerinde en çok durulanları trihalometanlar (THM'ler) ve haloasetikasitlerdir (HAA'lar). Su arıtma sürecinde başlayan THM oluşumu, suda serbest klor bakiyesi bırakılması nedeniyle dağıtım sisteminde de devam etmektedir. 1998 yılında USEPA tarafından yürürlüğe konulan talimatlarda toplam THM (TTHM) miktarı 80 $\mu$ g/L ve HAA miktarı 60 $\mu$ g/L olarak belirtilmiştir (Pontius, 1999). Söz konusu sınır değerin 2002 yılı itibarı ile yarıya indirileceği öngörülmüştür. Henüz bu düzenleme gerçekleştirilememiş olmakla beraber, dünyada gittikçe daha sıkı standartlara yer verilirken, ülkemiz içme suyu standartlarında bu yönde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu projede 29 baraj gölü THMOP ve kalite parametreleri açısından, 17 içme suyu arıtma tesisinde oluşan THM açısından izlenmiş ve Türkiye genelinde mevcut durum ortaya konmaya çalışılmıştır. İzlenen 29 baraj gölü içerisinde Türkiye'nin doğusunda bulunan baraj göllerinin hem organik madde içeriği hem de THMOP'i türkiye'nin batısındaki baraj göllerine göre çok daha düşük olduğu tespit edilmiştir. İçme suyu arıtma tesislerinden alınan numunelerde de benzer sonuçlar elde edilmiştir. İzlenen 17 aritma tesisine ait yıllık ortalama TTHM değerleri USEPA tarafından belirlenen standart değerden düşük olduğu belirlenmiştir. Ancak, ileride düşürülmesi planlanan stardart değer olan 40 $\mu$ g/L'yi aşan tesisler bulunmakta olup bu tesisler için ilave önlemlerin alınması gerekli görülmüştür. THMOP tahmin etmek için önerilen EPA modelinin sözkonusu baraj gölleri için iyi sonuç' vermediği belirlenmiştir. Bunun üzerine, yeni model geliştirme çalışması gerçekleştirilmiş ve Türkiye'deki çalışılan barajlar için THMOP değerlerini tahmin etmede EPA modeline kıyasla daha doğru sonuçlar veren bir model geliştirilmiştir. Diğer taraftan, ölçülmesi kolay olan ve literatürde öncül parametreler olarak adlandırılan UVA254 ve UOK ile THMOP arasında oldukça yüksek korelasyon katsayıları elde edilmiştir. Bu sonuçlara göre THMOP'nin tahmin edilmesinde $UVA_{254}$ ve UOK'nın kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.