Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çokkültürlülük Uygulamaları.

2019-10-02
Işıkçı Başkaya, Gözde Nur
Alisinanoğlu, Fatma
Demircan, Hasibe Özlen
Amaç: Çokkültürlülük; dil, din, ırk, cinsel yönelim, yaş, kültür gibi birçok boyutu içeren bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Eğitim açısından çokkültürlülük ise her ailenin özgünlüğü ve onlarla çalışmanın getirdiği etkiler ile tüm çocuklar için eşit eğitim fırsatları oluşturma ve farklılıkları takdir etme olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde Türkiye toplum yapısının çok kültürlü olduğu düşünüldüğünde, okul öncesi öğretmenlerinin hem sınıf içi veya sınıf dışı uygulamalarında hem de aile katılım etkinliklerinde çokkültürlülüğe ilişkin uygulamalar yapmaları beklenmektedir. Zira yapılan bir araştırmaya göre, çocukların kendi kültürlerine dair kültürel anlayışa erken yaşta sahip olduğu ve bu anlayışın tipik olarak 5 yaşında tam anlamıyla kurulduğu bulunmuştur. Benzer şekilde okul öncesi dönem çocukları, insanların birbirinden farklı olduğunu kavrayabilmektedir. Örneğin, 3 yaşın altında çocuklar cilt, göz ve saç rengi gibi farklılıkları birbirinden ayırt edebilmektedir. Sonuç olarak, beyin gelişiminin hızla devam ettiği erken çocukluk döneminde çocukların çokkültürlü eğitimle tanışması önem taşımaktadır. Fakat alanyazın incelendiğinde okul öncesi eğitim programlarının bu konuda eksik yönlerinin de olduğu fark edilmektedir. İki farklı okul öncesi eğitim kurumunun incelendiği bir çalışmada, eğitim programlarının bireysel farklılıkları vurgulamasına rağmen, ırk ve kültürel çeşitlilik konularında az sayıda etkinlik planladığı bulunmuştur. Hâlbuki eğitimde çokkültürlülük konusunu ele almanın amaçlarından biri başkalarıyla dayanışmanın ve eleştirel düşünmenin geliştirilmesini sağlayacak etkinlikler uygulamaktır. Bu sebeple çokkültürlülük konusu, toplumdaki temel eşitsizlikleri değiştirmek için çocukları girişimde bulunmaya teşvik eden bir araç olarak da değerlendirilmektedir. Bu bağlamda mevcut çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin sınıfta uyguladıkları çokkültürlülük etkinliklerini ve çokkültürlü aileler ile yaptıkları aile katılım çalışmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu doğrultuda İstanbul’da bulunan üç farklı okul öncesi eğitim kurumunda çalışmakta olan 7 öğretmenden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan “Demografik Bilgi Formu” ve “Görüşme Formu” kullanılmıştır. Demografik Bilgi Formu’nda katılımcıların deneyim yılı, mezun oldukları bölüm ve sınıfın yaş grubu gibi soruları cevaplamaları beklenmiştir. Katılımcıların, çok kültürlü uygulamalarını irdeleyecek olan form “yarı yapılandırılmış görüşme formu” olarak tasarlanmıştır. Yapılan görüşmelerde çokkültürlülük tanımları, yaptıkları etkinlikler, aile katılımı algıları ve çokkültürlü ailelere yönelik yapılan etkinlikler çerçevesinde 10 farklı soru sorulmuştur. Toplanan veriler içerik analizi tekniği ile iki kodlayıcı tarafından analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre “Çokkültürlülük Tanımları”, “Çokkültürlü Aile Anlayışları”, “İletişim Yöntemleri”, “Çokkültürlü Etkinlikler” ve “Aile Katılım Tanımları” olmak üzere 5 temel başlık belirlenmiştir. Bulgular: “Çokkültürlülük Tanımları” incelendiğinde, yer yer çekimser yanıtlar vermelerine rağmen çokkültürlülük konusuna ilgili oldukları ve çekimserliklerinin çokkültürlülük konusunda eğitim çalışmaları yapmalarını engellemediği saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin çokkültürlülük tanımlarının ırk, dil ve sosyoekonomik durum gibi kavramlar etrafında şekillendiği bulunmuştur. “İletişim Yöntemlerine” bakıldığı zaman, okul öncesi öğretmenlerinin çokkültürlü aileler ile olan iletişimlerinin, çok kültürlülük anlayışları doğrultusunda farklılaştığı bulunmuştur. Benzer şekilde okul öncesi öğretmenlerinin ailelerle iletişim kurarken geçmişten getirdikleri donanımları kullandıkları belirlenmiştir. Ek olarak bazı okul öncesiöğretmenlerinin resmi olmayan tercüman desteği aldıkları ve aileler ile iletişimde üçüncü kanalları tercih ettikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaptıkları “Çokkültürlü Etkinlikler” incelendiğinde, katılımcıların sınıf etkinliklerinde daha çok şehirler ve ülkeler arası farklılıklara vurgu yaptıkları bulunmuştur. Bazı öğretmenler ise çokkültürlülük konusunu sadece belirli gün ve haftalarda yapılan etkinliklerde ele aldıklarını belirtmiştir. Bulgular “Çokkültürlü Aile Anlayışları” konusunda okul öncesi öğretmenlerin kavram yanılgısı yaşayabildiklerini ortaya koymuştur. Bazı okul öncesi öğretmenleri çokkültürlü aileyi farklı din, dil, ırk gibi olgulara sahip aile olarak tanımlarken, diğer öğretmenler çokkültürlü aileyi çok okuyan ve çok gezen aile olarak tanımlamışlardır. Benzer şekilde öğretmenlerin “Aile Katılımı Tanımları” incelendiğinde, aile katılımını daha çok ev temelli ve okul temelli olarak tanımladıkları görülmektedir. Aileler ile yapılan çokkültürlü etkinliklerde ise okul öncesi öğretmenlerinin şehir/ülke tanıtımı etkinlikleri düzenledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Çalışma bulguları geniş bir bakış açısı ile değerlendirildiğinde; farklı kurumlarda çalışan okul öncesi öğretmenlerinin çokkültürlülük anlatımlarında ve uygulama bildirimlerinde benzer ve farklı yönlerin olduğu ifade edilebilir. Okul öncesi öğretmenlerinin sahip oldukları farklı çokkültürlülük algıları, çokkültürlülüğe dair etkinlikler uygulamalarına destek olmaktadır. Öte yandan çokkültürlülük kavramı çağımızda hızla değişen kültürel ve sosyal sistemler içerisinde güncelliğini korumakta, eğitim sistemi içinde güncel ve bilimsel bir altyapı çerçevesinde yerini almaktadır. Bu nedenle araştırma bulguları ışığında; okul öncesi öğretmenlerinin, öğretmen eğitim programları aracılığı ile veya hizmetiçi eğitimler ile güncel, çağın ihtiyaçlarını gözeten bilgilere ulaşmasının önemli olduğu saptanmıştır.
Citation Formats
G. N. Işıkçı Başkaya, F. Alisinanoğlu, and H. Ö. Demircan, “Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çokkültürlülük Uygulamaları.,” presented at the 6. Uluslararası Okul Öncesi Eğitimi Kongresi, Kars, Türkiye, 2019, Accessed: 00, 2021. [Online]. Available: https://hdl.handle.net/11511/77754.