Evrensel tasarım prensipleri ve standartlarının cinsiyetlendirilmiş değerleri içinde mekan üretimi

2017-09-22
Bu çalışmada evrensel tasarım prensiplerini belirleyen kavramlardan biri olan "eşitlik" kavramı, tasarımda cinsiyetlendirilmiş standartların eleştirisi üzerinden tartışılmaktadır. Tasarım prensiplerinin ve standartlarının patriarkal yapıya dayalı sosyal ve kültürel hayatın ihtiyaçları ve değer yargılarına göre belirlendiği, evrensel tasarım standartlarını oluşturan tasarım oranlarının ve ölçülerinin analizi ile ifşa edilmektedir. Kadın ve erkek arasındaki asimetrik toplumsal cinsiyet rollerine dayanan evrenselleşmiş ve standartlaşmış değerler, tasarım prensipleri içinde tartışılan ayrımcılık içermeyen tarafsız tasarım yaklaşımı ve anlayışını geçersiz kılmaktadır. Bunun sebebi hayatı daha "kolay" ve "sağlıklı" yapmayı hedefleyen evrensel tasarım değerlerinin temel aldığı yaşam standartlarının, patriarkal toplumsal düzen üzerine kurulu olmasıdır. Dolayısıyla tasarım standartları ve prensipleri kendi ontolojisini ve epistemolojisini kaçınılmaz olarak heteronormatif tasarım değerlerine tabi kılmaktadır. Çalışmanın amacı, antagonizmaya dayalı kimlik oluşumlarını temel alan mimari mekan ve mobilya çözümleri incelenerek, mekan tasarımının heteronormatif dilinin ifşasını sağlamaktır. Mekanın nötr ve toplumsal süreçlerden bağımsız ele alınamayacağı, eril bir sistemin tasarım dünyasının epistemesini asimetrik cinsiyet rolleri üzerinden kurgulamasında okunur. Mekanın fiziksel üretimi üzerine kurgulanan her tasarım prensibinin "yapısalcı", "işlevselci", "belirlenimci", "indirgemeci" yaklaşımı özünde cinsiyet kimliklerinin dikotomik yapısını içermektedir. Dolayısıyla evrenselleştirilmeye çalışılan her tasarım prensibi cinsiyetin biyolojik belirlenimcilik ve indirgemecik zemininde kendini heteronormatif değer üzerinden oluşturmaya ve tartıştırmaya başlar. Çünkü mekan toplumsal bir üretimin sonucu oluşur ve bu üretim toplumsal yapının asimetrik ilişkileri üzerine kurulu cinsiyet rollerinin mekansal üretimlerini oluşturur. Böylece mekan cinsiyet kazanarak evrensel tasarım değerleri içende çok tartışılan "eşitlik" kavramını, kendi üretim ilişkileri içinde yok eder. Çünkü mekan fiziksel üretim süreçlerinde dahi cinsiyetin dikotomik yapısı üzerine dayalı heteronormatif tasarım anlayışının oluşturduğu mimari bir üretim biçiminin ürünüdür. Mekan ona atfedilen anlamlarla, formlarla ya da fonksiyonlarla birden kadının ya da erkeğin kullanımına ya da erişimine uygun hale getirilerek cinsiyetlendirilir. Öte yandan evrenselleştirilen ve standartlaştırılan aslında cinsiyetlendirilmiş tasarım prensipleri üzerinden heteronormatif bir estetik ve fonksiyon anlayışının konsolide edilmesidir. Kadın ve erkek arasındaki biyolojik ilişkinin ayrıksallaştırılması üzerine kurulu cinsiyet rolleri, patriarkal toplumsal sistemin işleyişi için önem arz ettiğinden, farklı disiplinler içinde farklı ilişki ağlarıyla sürekli yeniden üretilir. Mekan bu ilişkiler tarafından üretilmenin nesnesi olmasının yanı sıra bu ilişkileri üretmenin aracına dönüşmeye başlar. Toplumsal cinsiyet rollerini konsolide eden her tasarım anlayışının ya da kriterinin mekansal üretimi, bu rolleri yeniden üretir. Bu Lefebvre'in "mekanın temsiliyeti" ile "temsiliyetin mekanı" arasında kurduğu ilişkinin sorunsalıdır. Temsili olan ile mekanın kurduğu simbiyotik ilişki içinde, cinsiyetlendirilmiş evrensel tasarım değerleri mekanın cinsiyetini üretirken, mekan da tasarım prensipleri ve kullanım değerleri ile ikili cinsiyet ilişkilerini ve onun toplumsal rollerini üretir
Citation Formats
E. Yoltay, “Evrensel tasarım prensipleri ve standartlarının cinsiyetlendirilmiş değerleri içinde mekan üretimi,” presented at the VIII. Ulusal Sosyoloji Kongresi, 1 - 03 Aralık 2016, Ankara, Turkey, 2017, Accessed: 00, 2021. [Online]. Available: https://hdl.handle.net/11511/86931.