Hide/Show Apps

Karadeniz stok tayini 1990 yılı raporu

Download
1991
Bıngel, Ferit
Doğan, Murat
Stepnowskı, Andrzej
Gücü, C. Ali
Kayıkçı, Yusuf
Mutlu, Erhan
Bu raporda , genelde , Karadeniz Balık Stoklarının Tespiti projesinin oluşturulma aşamaları, faaliyetleri ile proje çalışmalarının dönemsel sonuçlarına yer verilmektedir. Söz konusu proje, yurt dışı kaynağı olarak NATO-istikrar için Bilim Programı (NATO-SFS), yurt içi kaynağı olarak ta Devlet Planlama Teşkilatı, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı (BAKANLIK) tarafından desteklenmektedir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi-ErdemIi Deniz Bilimleri Enstitüsü projeyi yürütmekte ve BAKANLIK Trabzon Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü ile proje çalışmaları çerçevesinde geliştirilen bir işbirliği içerisindedir. Proje Türkiyenin Karadeniz kıyısındaki ekonomik önemi yüksek bazı pelajik ve demersal balık türlerinin stok tespitini amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için projede pelajik türler için balıkçılık akustiği ve demersal türlerde ise taranan alan yöntemleri uygulanmaktadır. Bugüne kadar yapılan örneklemelerden elde edilen sonuçlara aşağıda yer verilmektedir; Akustik çalışmalardan elde edilen biyokitle değerleri; Yi l/Dönem Toplam Biyokitle (ton) Kasım/Aralık 1989 32000 Şubat 1990 eser miktarda Aralık .1990 2247 Demersal çalışmalardan elde edilen biyokitle değerleri Yıl/Dönem Toplam Biyokitlele ( t o n ) Batı KD Doğu KD Nisan 1990 47525 (1) 353 (2) Eylül 1990 1485 (1.) 514 (2) Ekim 1990 - 16225 (3) 1) Iğneada-Sinop; 2) Sinop-Cıva burnu; 3) Sinop-Sarp Karadeniz pelajik balık türlerinin çoğunluğu özellikle hamsi bemerk hemen tümüyle kıyısal dağılım göstermektedir, örneğin yapılan son seferde hamsinin kıyıya çok yakın ve dar bir alan içinde dağılım gösterdiği gözlenmiştir. Bu durumda araştırma gemisinin gerektiğinde IO metrenin altındaki sığ kıyı hatlarına kadar inmesini gerektirmektedir. Fakat, hatların kıyıya doğru uzatılması geminin seyir emniyeti nedeniyle kısıtlı ve sınırlı kalmak zorundadır. Çoğu kez 15-18 metreden daha sığ kıyı şeridinin batimetrisi hem bilinmemekte ve nemde dere ve nehirlerinetkisi nedeniyle derinliklerde yıldan yıla oldukça hızlı değişmeler olmaktadır. Bunlara ek olarak sahil şeridinde sıkça rastlanan küçük balıkçı tekne ve bunların kullandıkları sabit ağlarda seyir güvenliği ve çekilen gövdenin (tow-fish) emniyetini etkilemektedir. Anılan nedenlerle taranamayan bu alanlardaki pelajik ve diğer balık miktarları yapılan son aşama tahminlerinde yer almamaktadır. Yapılan biyokitle tahminlerinin hangi oranlarda daha düşük elde edildiği hakkında her hangi bir fikir ileri sürmek bu aşamada mümkün görülmemektedir. Kabaca bu faktörün 7.30 7.50 gibi bir değer olabileceği sanılmaktadır. Yinede elde edilen sonuçlar ışığında Karadeniz balıkçılığının sıhhatli bir gelişmeden oldukça uzaklaşmış, tüm stokların yüksek bir balıkçılık baskısı altında ve özellikle de Türkiye su ürünleri üretiminin en büyük kısmını veren pelajik kaynakların yıpranmış (hatta bir diğer deyimle çökmüş) olduğu söylenebilir. Stok işletimi ve stokların korunmasına yönelik önlemler genellikle sosyo ekonomik koşullar dikkate alınarak belirlenir. Düzenleyici ve önlem koyucu organlar sömürülmüş stoklar üzerindeki avcılığın devam ettirilmesine (biyolojik nedenlerin Ötesinde) benzeri sebeplerle karar verebilirler. Ancak, bu karar, çökmüş stoklarda (örneğin Karadeniz hamsisinde olduğu gibi) geçerliliğini kaybeder. Burada artık biyolojik koşullar ön plana çıkar ve çıkmak zorundadır. Bu nedenle de Karadenizde pelajik stoklar üzerindeki baskının acilen kaldırılması gerekmektedir. Stokların iyileşme işaretleri vermesi halinde bile avcılığın yeniden başlatılmasının dikkatli ve kademeli olarak yapılması ise ayrı bir önem arz etmektedir. Günümüze kadar dünya denizlerinde balıkçılığı düzenlemek amacıyla uygulanmakta olan yöntem stokların işletimini ön planda tutmakta ve bu düşünceye dayanmakta idi. Bu dayanağın (stok işletimi modelinin) bilinen hiç bir stokta istenilen sonucu vermediği görüldüğünden günümüzde balıkçılığın (av gücü, tekne büyüklüğü, tekne sayısı v.b.'nin) düzenlenmesine yönelinmektedir. Bu noktanın ülkemiz suları için de dikkate alınmasının kaçınılmaz olduğuna inanılmaktadır. Bunların ötesinde hem avcılığın yayıldığı ve yoğunlaştığı alanların nemde bu alanlarda harcanan gücün (effort) bilinmesi diğer taraftan harcanan güç başına düşen ürünün belirlenebilmesi için balıkçılıkla iştigal edenlerin günü gününe, düzenli ve tek tip defter tutması kaçınılmaz görülmektedir. Bu kaçınılmazlık Avrupa Topluluğuna giriş aşaması ve sonrası için zaten kendiliğinden gelmek durumundadır. Bu nedenile de konunun ayrıcalığı ve buna bağlı özel bir önemi olduğuna inanılmaktadır