Hide/Show Apps

Haset ve Psikopatoloji İlişkisinin Film Örnekleriyle EleAlınması

2014-6-1
Canbolat, Fazilet
“Haset” bireyin kendisinde olmayan ve bir başka kişinin sahip olduğu bir özelliği arzulaması ve malum kişinin bu özellikten yoksun olmasını dilemesi olarak tanımlanır (Parrot & Smith, 1993). Melanie Klien (1957), anne göğsünün hasedin asıl ilgi odağı ve başlangıç noktası olduğunu ileri sürer; zira meme bazen paylaşılan ancak çoğu zaman geri çekilen bir nesne olmakla birlikte bebeğin kendine ait veya kontrolü altında değildir. Anne ismindeki sahibin dilerse bu süt ve sevgi kaynağını kendine saklayabileceğini fark eden bebek, kendisini besleyen bu nesneye sadistçe saldırıp, bilinçdışı fantezisinde onu tahrip etme, çürütme ve hatta yok etme arzusu duyabilir. Ağıt (Elegy) filminde Kepesh’in Consuela’ya karşı hissettiği düşünülen hasedin de aynı yolla çözümlenmeye çalışılmış olması Klein’ın teorisinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Diğer taraftan, Ninivaggi’nin haset teorisine göre, haset zihnin katmanları olan id-ego-süperego üçlüsü arasında ortaya çıkan bir duygudur ve egonun id’e karşı duyduğu ilkel haset, tüm hasetlerin indirgenemez temelidir (2010). Ninivaggi (2010) insanın iç dünyasının haset yüzünden, kaos ve bütünleşememişlik yeri olduğunu ileri sürer ki bu kaos ve bütünleşememişlik hali de psikopatolojinin oluşumunda önemli etmenlerdendir. Amadeus filminde Salieri’nin Mozart’a duyduğu haset ve kendi iç dünyasında yarattığı tahribat Ninivaggi’nin haset teorisine göre yorumlanacaktır. Haset psikoterapi seanslarında terapötik ilişki içerisinde de ortaya çıkabilecek bir duygu olup, bu makalede hastanın terapiste duyduğu hasedin anlamı ve ele alınma stratejileri ile ilgili de bilgi verilmiştir.