Vitamin D metabolizmasında rol oynayan CYP450 enzimlerinin polimorfizmleri ile iskemik inme riski ilişkisinin araştırılması

2014-12-31
Epilepsi, merkezi sinir sisteminde kortikal veya subkortikal bölgelerde yer alan nöronların artmış uyarılabilirliğinden kaynaklanan, ani, hipersenkron, yüksek voltajlı, anormal elektriksel deşarjları sonucu gelişen klinik bir durumdur. Epilepsi, tarihi eski çağlara kadar dayanan, hastanın işlevselliği ve yaşam kalitesini etkileyen, yineleyici nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Epilepsi tüm dünyada en yaygın görülen nörolojik hastalıklardan biridir. Nöroloji pratiğinde çocukluk ve ergenlik çağında en sık, erişkinlerde ise beyin damar hastalıklarının ardından ikinci en sık rastlanan hastalıktır. Epilepsi görülme sıklığı ülkeler ve toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermektedir; gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelere göre 4-6 kat fazla görülmektedir. Epilepsi etiyolojisinde sebebi bilinmeyen (idiyopatik) epilepsiler en geniş yeri (%65) tutar. Epilepsi olgularının yaklaşık yarısını idiyopatik jeneralize epilepsiler oluşturur. İdiyopatik jeneralize epilepsiler genetik temelli olup, yapısal bir beyin lezyonu ya da başka nörolojik belirtiler görülmemektedir. Yalancı epileptik nöbetler veya psikojenik non-epileptik nöbetlerin (PNEN), epileptik olmayan ama epilepsi nöbeti görünümünde olan, aslında psikiyatrik bir sorunun dışa vurumu olan klinik tablolardır. Bu tabloların gerçek epileptik nöbetlerden ayırt edilmesi oldukça zordur. Tedaviye dirençli epilepsi ön tanısı ile uzmanlara veya merkezlere gönderilen hastaların en az %20’sinde epileptik olmayan ataklar olduğu ve bu hastaların gereksiz yere araştırıldığı ve gereksiz tedavi aldıkları bildirilmektedir. Önceki çalışmalarda, beyinde ve omurilikte en sık bulunan inhibitör nörotransmitter olan gama amino bütirik asitin (GABA) epileptik bölgelerde azalmış olduğu bulunmuştur. İnhibitör bir nörotransmitter olan GABA’nın azalması, epileptik nöronlar üzerindeki sinaptik inhibisyonun kalkmasına ve daha kolay eksite olmalarına, dolayısı ile epileptik deşarjlar meydana getirerek nöbet oluşmasına neden olmaktadır. GABA etkisini GABAA ve GABAB adlı iki farklı sınıftan reseptör üzerinden gösterir. GABA reseptörlerini kodlayan genlerde birçok tek nükleotit polimorfizmi (SNP) bulunmuştur. Bu tür polimorfizmler gen tarafından sentezlenecek GABA reseptöründe bazı değişikliklere ve dolayısıyla reseptörün işleyişinde kişiden kişiye farklılıklara neden olabilmektedir. GABA reseptörleri ve bu reseptörleri kodlayan genlerdeki polimorfizmler ile farklı epilepsi türleri arasında bağlantı olduğu bulunmuştur. Ancak, GABA reseptörleri ile idiyopatik jeneralize epilepsi arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar çok kısıtlı kalmıştır. Bu çalışmaya 196 İJE hastası, 107 PNEN geçirmiş birey ve 109 kontrol birey dahil edildi. Hasta ve kontrollere ait kan numuneleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi Nöroloji Bölümü’nce toplandı. Bayılma yakınması nedeniyle müracaat eden ve bayılma semiyolojisinin ortaya konması için yatırılan hastalardan epilepsi nöbeti gözlenen, epileptik nöbeti Uluslararası Epilepsi Derneğinin sınıflandırmasına göre idiyopatik jeneralize tip nöbet olan hastalar çalışmaya alındı. İki ayrı kontrol grubu oluşturuldu. 1. kontrol grubu olarak, nöroloji polikliniğine başvurmuş olan bireyler arasından bayılması veya başka bir ciddi nörolojik rahatsızlığı olmayan bireyler seçildi. 2. kontrol grubu ise, bayılma yakınması olan, ancak bayılma gözlemi sonucunda psikojenik nöbetleri olan (PNEN) hastalardan oluştu. İdiyopatik jeneralize epilepsi hastalarından ve kontrol bireylerden alınan tam kanlar ODTÜ Biyoloji Bölümündeki laboratuvarımıza getirilerek DNA’ları izole edildi. Daha sonra GABAA, GABAB1 ve GABAB2 genlerindeki bazı polimorfik bölgeler polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi ile çoğaltılarak özel restriksiyon endonükleaz enzimleriyle kırıldı ve sonuçta ortaya çıkan DNA’ların uzunlukları agaroz jel elektroforezinde incelenerek bireylerin genotipleri belirlendi. Önerilen bu projede ise önceki projemiz kapsamında GATA Nöroloji Bölümünce toplanmış ve ODTÜ Biyoloji Bölümündeki laboratuvarımızda saklanmakta olan kanlar ve bu kanlardan izole edilmiş olan DNA örnekleri kullanılarak GABA’nın sentezlenmesinden sorumlu enzim olan glutamat dekarboksilaz’ı kodlayan genlerde (GAD1 ve GAD2) bulunan polimorfizmler incelenerek bu genetik polimorfizmlerle idiyopatik jeneralize epilepsi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenecektir.

Suggestions

Vitamin D, Vitamin D Reseptörü ve Vitamin D Metabolizmasında Rol Alan CYP450 İzozimlerinin Hayvan Modelinde Multipl Skleroz (MS) Hastalığının Patofizyolojisine Etkilerinin Moleküler Düzeyde Araştırılması
Adalı, Orhan; Evin, Emre; Evin, Emre; Durukan, Özlem(2016-12-31)
Multipl skleroz (MS), santral sinir sistemi beyaz cevherinin karmaşık, tekrarlayıcı, sıklıkla progressif seyirli inflamatuar demiyelinizan hastalığıdır (Noseworthy, Lucchinetti, Rodriguez, & Weinshenker, 2000). Hastalık 20-40 yaş arasında, kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Hastalık riski ekvatoral kuşaktan uzaklaştıkça artmaktadır ve prevalansı 100.000 de 2 ile 200 arasında değişmektedir (World Health Organisation, 2008). Ekvatoral kuşakta MS hastalığının prevalansının düşüklüğünün güneş ı...
Kronik myeloid lösemide anti-kanser ilaçlara karşı gelişen ilaç dirençliliğinde 15-Lipoksigenaz-1 enziminin rolünün araştırılması
Gündüz, Ufuk(2017-12-31)
Proje kapsamında, bir KML hücre hattı olan K562’de ve bu hücre hattının doksorubisin (K562-DOX) ve imatinib (K562-IMA) dirençli türevlerinde 15-Lipoksigenaz-1 proteinin mRNA ve protein seviyelerinde ekspresyonları kıyaslamalı olarak belirlenecektir. Protein seviyelerindeki olası farklılıkların enzim aktivitesini nasıl etkilediği, literatürde belirtilen (1) yöntemle tespit edilecektir. Daha sonra, protein ekspresyonu az olan hücre hatlarında, dizayn edilecek ekspresyon vektörü yardımıyla proteinin aşırı eks...
Antikanser İlaç İçeren Ve Cd 20 Karşıtı Antikor İle Hedefli Lipozomal Sistemin Lösemi Ve Lenfoma Hastalıkları Tedavisinde In Vitro Etkinliğinin Araştırılması.
Keskin, Dilek; Dalgıç, Ali Deniz; Tezcaner, Ayşen(2013-12-31)
Bu projede, kan kanseri (Lösemi) tedavisinde kullanılan ilaçlardan istenilen özellikteki iki ilacın birlikte kullanılmasıyla çift etkili ve aynı zamanda hedefli lipozom ilaç sistemi geliştirilmesi ve özelliklerinin incelenmesi planlanmaktadır. Geliştirilecek sistemin kanserli hücrelere hedeflendirme başarısının optimizasyonu için kanserli ve sağlıklı hücrelerde in vitro araştırmaların yapılması ve konvansiyonel ilaç uygulamaları ile karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Lipozom sistemine eklenecek PEG molekül...
Kemik Hasarlarının Tedavisine Yönelik Nanohidroksiapatit ile Güçlendirilmiş Üç Boyutlu Fibroin ve Pektin Taşıyıcılarının Geliştirilmesi ve In Vitro Karakterizasyonu
Tezcaner, Ayşen; Keskin, Dilek; Akdağ, Akın(2014-12-31)
Kemik doku mühendisliği, travmatik, enfeksiyonel, genetik ve dejeneratif hastalıkların neden olduğu sert doku kayıplarının tedavisinde kullanılan doku nakli sıkıntılarının giderilmesi ve mevcut tedavilerin geliştirilmesi potansiyelini taşıyan rejeneratif tıp teknolojisi ürünüdür. Kemik doku mühendisliği yaklaşımı ile oluşturulan taşıyıcı ürünler kemik dokusunu destekleyecek, kemik dokusunun yerine geçebilecek ve rekonstrüksiyonunu karşılayacak nitelikte oluşturulmaktadır. Bu çalışmada; kemiğin organik yapı...
Anti Kanser İlaç Hedeflemesi Amacı İle Hazırlanmış Polimer Kaplı Manyetik Monoparçacıkların İn Vivo Toksisite Analizleri.
Gündüz, Ufuk; Mutlu, Pelin(2014-12-31)
Kanser tedavisinde uygulanan mevcut kemoterapi yöntemindeki en önemli sorun, kullanılan anti-kanser ilaçların kanserli hücreyi ayırt edici özelliğe sahip olmamaları ve sağlıklı hücrelerin üzerinde de toksik etki göstermeleridir. Bu nedenle, son yıllarda kanser tedavisine yönelik ilaç hedefleme ve kontrollü ilaç salım sistemleri üzerine yapılan çalışmalarda büyük bir artış görülmektedir. Çalışmada amaçlanan, çeşitli polimerler ile modifiye edilmiş manyetik nanoparçacıkların sıçanlar üzerindeki sistemik etki...
Citation Formats
O. Adalı, “Vitamin D metabolizmasında rol oynayan CYP450 enzimlerinin polimorfizmleri ile iskemik inme riski ilişkisinin araştırılması,” 2014. Accessed: 00, 2020. [Online]. Available: https://hdl.handle.net/11511/61879.