Hide/Show Apps

Güney Menderes Masifi'nde gözlü gnaysların mikroyapısı ve tektonik önemi

Menderes Masifi Dünya'da bilinen büyük çekirdek komplekslerden biridir. Masif yaklaşık doğu-batı uzanımlı Büyük Menderes ve Gediz grabenleri ile güney, merkezi ve kuzey olmak üzere üç submasife bölünmüştür. Güney Menderes Masifi birbirlerinden oldukça farklı olan iki tür kayaçtan oluşmaktadır: (1) çekirdeği oluşturduğu düşünülen gözlü gnayslar ve (2) çekirdeği üzerleyen ve literatürede "örtü şistleri" olarak bilinen metasedimanlar. Büyük Menderes grabeninin güneyinde kalan Güney Menderes Masifinde çekirdek gnaysları olarak bilinen gözlü gnayslarla örtü şistleri arasındaki dokunak taban bloğunda yeralan granitik protolit kayaçların metamorfıze olup milonitik gözlü gnayslara dönüştükleri güneye eğimli Alpin gerilmeli makaslama zonudur. Güney Menderes Masifinin doğu kesimlerinde özellikle Yatağan-Çine karayolu üzerinde yüzlek veren gözlü gnaysları başlıca iki grup altında toplamak mümkün olacaktır: (1) iri taneli, tümüyle rekristalize olmuş ve oldukça yassılaşmış (flattened) feldispatlardan oluşan gözlü gnayslar ve (2) göreceli olarak az deforme olmuş, "retort" şekilli feldispat gözlerinde oluşan ve muhtemelen göreceli olarak genç olan granitik milonitler. Güney Menderes Masifi ölçeğinde gerilmeli makaslama zonu milonitleşmesi sırasında oluşan tüm yapılar üst düzeylerin lokal mineral lineasyonuna paralel olarak G-GGB ya doğru hareket ettiği bir deformasyonu gösterirken, Yatağan-Çine karayolu üzerinde gözlemlenen ve bu çalışmada genç olduğu düşünülen granitik milonitlerdeki tüm kinematik belirteçler deformasyon sırasında üst düzeylerin K-KKD ya doğru hareket ettiğini göstermektedir. Güneye eğimli makaslama zonu ile uyumsuz olan bu hareket, masifin bu kesiminde ikincil antitetik makaslama zonu veya zonlarmın varlığına işaret etmektedir.Bilindiği gibi granitik kayaçlar oldukça geniş sıcaklık ve basınç koşullarına dayanıklı olduğundan, metamorfızmalarını takiben indeks olarak kullanılabilecek yeni metamorfik mineraller oluşmazlar. Buna karşın bireysel minerallerde özellikle feldispat, kuvars ve mikalarda deformasyonları sırasındaki metamorfizma koşullarının belirlenmesinde kullanılabilen önemli mikroyapısal değişimler olur. Güney Menderes Masifi genelinde tüm yapılar gözlü gnaysların milonitleşmesi sırasında metamorfizma koşullarının üst yeşilşist-alt amfibolit fasiyesi koşularında gerçekleştiğini göstermektedir. Ancak, yine Yatağan-Çine karayolu boyunca gözlü gnayslarda gelişen yapılar özellikle (1) biyotit ve muskovitlerin yeniden kristalleşerek tamamının (001) düzlemleri boyunca kayacın ana foliasyonuna paralel uzanmaları, (2) kuvars tanelerinin yeniden kristalleşip genelde Tip-4 kuvars ribonlarını oluşturması, ve (3) tümüyle rekristallize olup yassılaşan feldispat gözlerinin bulunması masif genelinin aksine deformasyona eşlik eden metamorfizma koşullarının lokal olarak üst amfibolit fasiyesi koşullarına kadar ulaştığını göstermektedir. Masifin bu kesiminde yüksek sıcaklık koşullarının bulunması bu bölgedeki "differential uplift"e ve "local magma pulse'larının bulunmasına işaret etmektedir. Bu sonuç masifin bu kesiminde gözlemlenen ve genç olabileceği düşünülen az deforme olmuş granitik milonitlerin varlığıylada desteklenmektedir. Makaslama zonundaki milonitleşmenin bu genç granitin sokulumu sırasındaki "magma pulse"larıyla birlikte geliştiğine ve "thermal softening" mekanizması ve deformasyon sırasındaki "stress field"i etkileyerek magamtizmanın gerilmeli makaslama zonunun evrimine katkıda bulunduğunu göstermektedir. Makaslama zonu aynı zamanda deförmasyonla yaşıt muskovit-kuvars pegmatitleri içermektedir. Bu pegmatitlerin yaşı makaslama zonu deforinasyonunun son safhalarının yaşını vermesi açısından oldukça önemlidir. Deforme olmamış veya çok az deformasyon geçirmiş mika kitapçıklarında yapılan Rb-Sr jeokronolojik analizler 54-52 Ma (Erken Eosen) yaşlarını vermektedir. Makaslama zonu genelinde deformasyona koşut gelişen metamorfızma koşullarının üst yeşilşist-alt amfibolit fasiyesi koşullarında gerçekleşmiş olması ve saha ilişkilerinden dolayı bu yaşların milonitleşmenin son safhalarını temsil ettiği düşünülmektedir. Bu durumda Makaslama zonu erken Eosen'de aktif olup takip eden soğuma orta Eosen'de gerçekleşmiştir (daha önceden rapor edilen 43-37 Ma Ar-Ar yaşları). Güney Menderes Masifinde yüzeyleyen ve gözlü gnayslarında içinde olduğu tüm metamorfık kayaçlar bir diskordansla erken orta Oligosen yaşlı Kale-Tavas molası ile üzerlenir. Bu ilişki Güney Menderes Masifinin erken Oligosen'de yüzeyde olduklarını göstermektedir. Submasif bu özelliği ile Büyük Menderes Grabeninin kuzeyinde kalan Menderes Masifinin diğer kesimlerinden oldukça farklıdır. Merkezi ve Kuzey submasiflerden yapılan güncel yapısal çalışmalar, submasiflerin düşük açılı ayrılma faylar boyunca deforme olarak Batı Anadoludaki geç Oligosen-erken Miyosen orojen çökmesine eşlik eden gerilmeli makaslama zonlarının taban bloklarında yavaş yavaş milonitleşerek erken Miyosen'de yüzeye çıktıklarını göstermiştir. Bu da Merkezi ve Kuzey submasiflerin kıta kabuğunun derinliklerinde deforme oldukları sırada Güney Menderes Masifinin yüzeyde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Buradan yola çıkarak, Büyük Menderes Grabenmin kuzeyinde ve güneyinde kalan submasiflerin farklı değerlendirilmesi gerektiği, ve Menderes Masifinin tek bir çekirdek kompleks olmadığı aksine daha kompleks bir yapıya sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Menderes Masifi birbirlerinden yaş, deformasyon sitili, deformasyon kinematiği gibi konularda oldukça farklı olan üç (güney, merkezi, kuzey saubrnasifler) belkide daha fazla irili ufaklı çekirdek komplekslerden oluşmaktadır.