Hide/Show Apps

Türkiye Söğüt Türlerinin Moleküler Filogenetiği

2014-12-31
Kaya, Zeki
Acar, Pelin
Tümbilen Özer, Yeliz
Yapılan projenin başlıca amacı, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yayılış gösteren Salix cinsine ait olan türlerin toplanması ve bunlarda moleküler teknikler kullanılarak filogenetik ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. : Ülkemiz son kayıtlara göre 11.025 tür ve türaltı taksonlar ile zengin bir floraya sahiptir. Bunun yaklaşık 3.316’sı endemiktir ve endemizm oranı % 33 civarındadır. Bu özelliklerinden dolayı ülkemiz önce yabancı daha sonra da Türk botanikçilerin ilgisini çekmiştir. Türkiye’de ilk defa Fransız araştırmacı Tournefort’un Kuzey ve Kuzeydoğu Anadolu’da yapmış olduğu gezilerle başlamış olan floristik çalışmalar, daha sonra E.Boissier (Flora Orientalis) ve P.H.Davis (Flora of Turkey and East Aegean Islands) tarafından sürdürülmüştür. Söğüt ile ilgili en eski kayıtlar, eski Sümer ve Mısır’da bulunmaktadır. Söğüt ağacının ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı ile ilgili bilgilerden bahsedilmiştir. Söğüt ağacı kabuğundaki aktif madde Salisin ilk kez bir Fransız eczacı tarafından 1828’de izole edilmiştir. Salisinin değişmiş formu olan salisilik asitin elde edilmesiyle söğütler eczacıların dikkatini çekmiştir. Birçok cinste tür teşhisi için belirlenen geleneksel morfolojik karakterler, Salix türlerinin belirlenmesinde türler arası hibritleşme, üreme yalıtımı ve poliploidi düzensizliklerinden dolayı çok geçerli olamamaktadır. Türlerin belirlenmesi için çok daha detaylı gelişim biyolojisi çalışmaları yapılmalıdır. Dünya Enerji Konseyi raporlarında 2020 yılında yeni ve yenilenebilir kaynaklarla enerji talebinin minimum % 3-4’ ünün, maksimum % 8-12’ sinin karşılanabileceği belirtilmektedir (7). Ortaya konulan senaryolara göre, modern biyokütle ile sağlanacak enerji; jeotermal enerjinin 6,4 katı, rüzgâr enerjisinin 2,6-3 katı, güneş enerjisinin 1,6-2,2 katı olabilecektir. En büyük pay modern odun ve bitkisel atıklardan elde edilen biyokütleye ayrılmıştır. Dünya genelinde uygulanan enerji projelerinde en çok kullanılanlardan biri de söğüt klonlarıdır. Ülkemizde söğüt türlerindeki bu potansiyel, yapacağımız çalışmalar ile uzun vadede netlik kazanacaktır. Yaşama alanı giderek genişleyen insanoğlunun faaliyetleri sonucunda, büyük bir kısmı tanınmayan canlı türleri hızla kaybolmaktadır. Canlı türlerinin kitle halinde yok olması yeryüzünün biyolojik tarihinde çok görülmüştür. Bu anlamda, Salix cinsinin bilinmesi ve korunması için yapacağımız çalışmalar büyük katkı sağlayacaktır.